Reklamı Kapat
Metin KÖSEDAĞ

Metin KÖSEDAĞ

BÖLÜNDÜK VE KAYSERİSPOR...

Haftanın gündeminde öne çıkan konular şüphesiz ‘milli otomobil’ ve ‘Kanal İstanbul’ projesiydi. 
Ve biz yine bölündük. 
Üstelik de ikiye değil, üçe; taraftar olanlar, muhalif olanlar ve fikri beyan etmeyenler. 
Fikri olmayanlar demedim özellikle, çünkü “beyanda bulunmamanın” tek bir nedeni olmayabilir. 
Bunun nedeni fikrinin olmaması olduğu gibi, fikri olsa da “ortalık çok puslu” olduğu için sessiz kalmayı tercih etmek de olabilir, “konuşursam başıma dert alırım” düşüncesi de. 
Gerçi hemen her durumda böyle oluyor, zaten başka alternatif de yok. 
Ancak milli otomobil konusunda fikrini beyan etmeyenlerin sayısının daha fazla olması dikkatimi çekti. 
Bence bunun temel nedeni, konuyla ilgili olarak her iki taraftan da (muhalif olanlar ve taraftar olanlar) çok fazla enformasyon olması ve insanların bu enformasyonla baş edemeyecek durumu gelmesi ve en önemlisi de aslında herkesin içinde milli otomobil üretilmesi isteğinin olması. 
Bu isteğin karşılığının ne olduğunun tam anlaşılamamış olması fikrini beyan etmeyenlerin sayısını artırıyor. 
Bunun çözümü var mı, yakın zamanda yok bana göre. O nedenle tespit yapmaktan öteye gidemiyoruz. 
**
Yeni yıl…
Yeni bir yıl geliyor ve yine yeni umutlar konuşuluyor. 
Umut güzel şey, o nedenle yeni yıla böyle bakmak da güzel. 
Ama elbette gönül ister ki, herkes ve her kesim aynı umutlu tavrı takınabilsin… 
Ama ben bu günlerde özellikle uzun hava dinlemeyi tercih edenlerdenim. ‘Tükendi Nakdi Ömrüm’ de özel tercihimdir. 
İleriye bakmak için geriye bakmak lazım düşüncesinden hareketle, geride bıraktığım onca zamanı düşünmek için anı hatırlamamı sağlıyor bu uzun hava. 
Kâhtalı Mıçı, İbrahim Tatlıses de güzel söyler ama ben en çok Cemile Sönmez’den dinlemeyi tercih ederim. 
Anlar önemli hayatımızda, birleşince zamanı oluşturuyor. 
Ana hapsolmak lazım bazen tadına varabilmek için. 
Müzik biraz bunu sağlıyor. 
Uzun hava da ana hapsolmak için iyi bir tercih. 
Uzun hava, üstelik de ömrün tükendiğini anlatan bir uzun hava ile umut nasıl yan yana gelir diye düşünebilirsiniz. 
Hayatın tek amacı değil ama umut ya da mutluluk, sorgulamak da iyi geliyor insana. 
Bu uzun havada geçen ‘dilde sermayem olan bir ah kaldı’ cümlesi de beni havanın kendisinden daha uzun düşündürüyor, sorgulatıyor. 
Ama tabi yaşam o kadar uzun değil. 
Bir sonraki yıl aynı ahları anmamak için uzun hava dinlemeyi tercih etmeyeceğim bir yıl diliyorum kendi adıma. 
Sizlere de umutlarınıza kavuşacağınız bir 2020…
**
Biraz da Kayserispor...
Trabzonspor karşısında Kayserispor’u izlerken, “Bu takımın hiç dostu yok...” diye kendi kendime mırıldandım.
Hani o Kayseri’de bütün tribünlerin uğruna Fenerbahçe’yi karşısına alarak desteklediği kardeş (!) Trabzonspor, Akyazı Stadı’nda Kayserispor’a en ağır tokatlardan birini vurdu.
Üstüne geldikçe geldi, attıkça attı.
Yani buldular zayıf takımı adı Kayserispormuş hiç umurlarında olmadan perişen attiler.
Yazıklar olsun.
Tabiki en büyük yazıklar olsun, bu takımı bu hale getirip, kaçıp gidenlere olsun.
Bu takımın içi nasıl boşaltılmış, duydukça, tanık oldukça nutkum tutuluyor.
Allah sizleri bildiğiniz gibi yapsın.BÖLÜNDÜK VE KAYSERİSPOR
HAFTANIN gündeminde öne çıkan konular şüphesiz ‘milli otomobil’ ve ‘Kanal İstanbul’ projesiydi. 
Ve biz yine bölündük. 
Üstelik de ikiye değil, üçe; taraftar olanlar, muhalif olanlar ve fikri beyan etmeyenler. 
Fikri olmayanlar demedim özellikle, çünkü “beyanda bulunmamanın” tek bir nedeni olmayabilir. 
Bunun nedeni fikrinin olmaması olduğu gibi, fikri olsa da “ortalık çok puslu” olduğu için sessiz kalmayı tercih etmek de olabilir, “konuşursam başıma dert alırım” düşüncesi de. 
Gerçi hemen her durumda böyle oluyor, zaten başka alternatif de yok. 
Ancak milli otomobil konusunda fikrini beyan etmeyenlerin sayısının daha fazla olması dikkatimi çekti. 
Bence bunun temel nedeni, konuyla ilgili olarak her iki taraftan da (muhalif olanlar ve taraftar olanlar) çok fazla enformasyon olması ve insanların bu enformasyonla baş edemeyecek durumu gelmesi ve en önemlisi de aslında herkesin içinde milli otomobil üretilmesi isteğinin olması. 
Bu isteğin karşılığının ne olduğunun tam anlaşılamamış olması fikrini beyan etmeyenlerin sayısını artırıyor. 
Bunun çözümü var mı, yakın zamanda yok bana göre. O nedenle tespit yapmaktan öteye gidemiyoruz. 
**
Yeni yıl…
Yeni bir yıl geliyor ve yine yeni umutlar konuşuluyor. 
Umut güzel şey, o nedenle yeni yıla böyle bakmak da güzel. 
Ama elbette gönül ister ki, herkes ve her kesim aynı umutlu tavrı takınabilsin… 
Ama ben bu günlerde özellikle uzun hava dinlemeyi tercih edenlerdenim. ‘Tükendi Nakdi Ömrüm’ de özel tercihimdir. 
İleriye bakmak için geriye bakmak lazım düşüncesinden hareketle, geride bıraktığım onca zamanı düşünmek için anı hatırlamamı sağlıyor bu uzun hava. 
Kâhtalı Mıçı, İbrahim Tatlıses de güzel söyler ama ben en çok Cemile Sönmez’den dinlemeyi tercih ederim. 
Anlar önemli hayatımızda, birleşince zamanı oluşturuyor. 
Ana hapsolmak lazım bazen tadına varabilmek için. 
Müzik biraz bunu sağlıyor. 
Uzun hava da ana hapsolmak için iyi bir tercih. 
Uzun hava, üstelik de ömrün tükendiğini anlatan bir uzun hava ile umut nasıl yan yana gelir diye düşünebilirsiniz. 
Hayatın tek amacı değil ama umut ya da mutluluk, sorgulamak da iyi geliyor insana. 
Bu uzun havada geçen ‘dilde sermayem olan bir ah kaldı’ cümlesi de beni havanın kendisinden daha uzun düşündürüyor, sorgulatıyor. 
Ama tabi yaşam o kadar uzun değil. 
Bir sonraki yıl aynı ahları anmamak için uzun hava dinlemeyi tercih etmeyeceğim bir yıl diliyorum kendi adıma. 
Sizlere de umutlarınıza kavuşacağınız bir 2020…
**
Biraz da Kayserispor...
Trabzonspor karşısında Kayserispor’u izlerken, “Bu takımın hiç dostu yok...” diye kendi kendime mırıldandım.
Hani o Kayseri’de bütün tribünlerin uğruna Fenerbahçe’yi karşısına alarak desteklediği kardeş (!) Trabzonspor, Akyazı Stadı’nda Kayserispor’a en ağır tokatlardan birini vurdu.
Üstüne geldikçe geldi, attıkça attı.
Yani buldular zayıf takımı adı Kayserispormuş hiç umurlarında olmadan perişen attiler.
Yazıklar olsun.
Tabiki en büyük yazıklar olsun, bu takımı bu hale getirip, kaçıp gidenlere olsun.
Bu takımın içi nasıl boşaltılmış, duydukça, tanık oldukça nutkum tutuluyor.
Allah sizleri bildiğiniz gibi yapsın.
 
GÜNÜN SÖZÜ
 
Gerçek dostluk sağlık gibidir, 
kaybedince değeri anlaşılır.

PAYLAŞ
×