Reklamı Kapat
Feyza YÖNDEM

Feyza YÖNDEM

haber@kayserinethaber.com

TESTİNİN İÇİNDE NE VARSA DIŞINA O SIZAR

İnsanlara sevgiyi öğütleyen, kendini büyük görmeyi hakir gören bir felsefenin savunucusudur Hz.Mevlana. Bir testiye benzetilen kalbimizde bulunan her şey, düşüncelerimiz, hislerimiz, kalbimizden yola çıkarak davranışlarımıza yansır. Bir insanın sadece yüz ifadesine bakarak anlık sevinçleri ,mutlulukları ,öfkesi ile karar veremeyiz nasıl biri olduğuna . Düşünün şimdi testinin içi çamurlu, bulanık pis suyla doluymuş. Doğal olarak sizin testinin içini görmeniz mümkün değil. Ama testinin dışı o kadar güzel süslenmiş ki oymalar ve desenlerle görenler hayran kalıyor testinin dış güzelliğine. Testi dış görünümüyle alkış alıyor ama içerisindeki bulanıklığı hiç kimse fark etmiyor. Aslında tıpkı testinin dışı gibi içinin de pırıl pırıl berrak bir su ile dolması gerekmez mi ?

Hep ne kadar mükemmel biri olduğumuzdan bahsedip dururuz , atlarız görmezden geliriz kötü taraflarımızı. Kendimizden bahsederken hep iyiliklerimizden dem vurup kusurlarımızdan hiç bahsetmeyiz nedense. 5 dakika önce insanları kıyafetlerinden dolayı yargılamanın ne kadar kötü olduğundan bahsederken birkaç saat sonra yanımızdan geçen kızın burnunun sivriliği ,boyunun kısalığı ile dalga geçer , kıyafeti güzel taşıyamadı için acımasızca eleştirebiliriz. “Güneş gibi ol şefkatte, merhamette, Gece gibi ol ayıpları örtmekte, Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte, Ölü gibi ol öfkede, asabiyette, Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette, Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” sözü aklımıza gelmeli hemen .İçimizin ve dışımızın bir olması gerektiğini, iki yüzlülüğü ortadan kaldırmak anlamına gelen bu sözü daha iyi anlamak, daha iyi hazmetmek ve hayıtımıza da yansıtabilmek için önce “olduğumuz gibi görünmek” kavramını anlamalıyız. Olduğumuz gibi görünmemiz için, öncelikle ne olduğumuzu ve kim olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bunun içinde hatalarımızı, günahlarımızı tüm çıplaklığıyla kendimize itiraf etmeli, elimizdeki zarar ve ziyanların, içimizdeki kötülüklerin farkına varmalıyız. Yani kendimizi iyi bir insanım diye kandırmacalarla avutmak yerine, kendimize karşı dürüst davranmalı ve eksikliklerimizi belirlemeliyiz. Ne olduğumuzu belirledikten sonra da, ne olmamız gerektiğini belirlememiz gerekiyor. İyi insan olma, iyi bir kul olma, iyi bir Müslüman olmanın amacı da de bu değil mi zaten ?

Olduğumuz gibi görünmek, içimizle dışımızın bir olması demek, içimizdeki nefse göre dışımızı yönlendirmek değil, gönlümüzü, maneviyatımıza göre yönlendirmek anlamındadır. Yani hayırlı bir insan layık bir kul olmamız gerekiyor. Bu bizler için birer hedef olmalı. iyi bir insan, hayırlı bir insan imajını, davranışlarımız, hareketlerimiz, yaşantımız ve kıyafetimize kadar uygulamak zorundayız. Gerçeğimizi yansıtalım. Bulanık değil, doğru görüp doğru anlayalım. Önce içimizi güzelleştirelim, sonra da dışımıza yansıtalım inşallah.

Hem olduğumuz gibi görünelim, hem de göründüğümüz gibi olalım. Yorum yapmak veya eleştirmek yerine önce eksiklerimizi tamamlamaya, kusurlarımızı gidermeye çalışalım. Velhasıl kelam Yunus Emre’nin söylediği gibi; “sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” bedeni içinde gizlenen ruhunun güzelliğini veya çirkinliği ile yaşar. Dünya güzeli de olsa bir insan kötü bir kalbi varsa hiçbir değeri yoktur insanlığının. Yani testinin içindeki çirkin ise, kötü ise hiçbir kıymeti değeri yoktur.

Testi altın değerinde de olsa, içerisinde ne bulunduruyorsa dışına da o bulunan sızar. Kendisini o an göstermeyip gizlese de bir zaman sonra kendini, yine kendisi ele verir. Testinin içinde; sirke var ise sirke, zehir var ise zehir, bal var ise bal misali.

Kalbiniz iyi olsun ki, hikayeniz mutlu bitsin…

PAYLAŞ
×