Kazım Yücel, Kayseri Net Haber’e konuştu

Kazım Yücel, Kayseri Net Haber’e konuştu
İYİ Parti Kayseri Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili Kazım Yücel, Kayseri Net Haber’e konuştu

- Neden İYİ Parti’de?
- Abdullah Gül isminin o üniversiteden kaldırılmasını niçin istiyor?
- 3. ittifak oluşumu konusunda ne dedi?
- Kayseri’deki belediyeciliği hangi şehirlerle karşılaştırıyor?
- Hızlı tren ve otoban konusundaki yaşananlara ne diyor?
- Erken seçim için ne düşünüyor?

İYİ Parti Kayseri Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili Kazım Yücel, Kayseri Net Haber’e konuştu. Genel Yayın Yönetmenimiz Rifat Kural’ın sorularını içtenlikle cevaplayan Başkan Yücel, siyasete girişinden, Kayseri’nin genel durumuna, yaşanan ekonomik zorluklara ve çözüm yollarına, pandemi koşullarına kadar birçok konuda görüşlerini açıkladı.

İşte Kazım Yücel’in o röportajı…

 

Öncelikle kısaca sizi tanıyalım?

Kazım Yücel, Kayseri 1964 doğumluyum. 2Çocuk Babası 1 torun sahibiyim. Bütün eğitim hayatımı Kayseri’de tamamladım. Yıl 1985 askerlik bitiminden sonra da ticarette başladım. Başlamış olduğum ticari firmanın faaliyetlerini yaklaşık 32 yıldır devam ettirmekteyim. Uluslararası ithalat ve ihracatla uğraşıyorum. 2010 yıllarından sonra kısmi bir siyasete 2014’te de seçimlerle yerelde belediye meclis üyesi olarak Kayseri’ye hizmet ediyorum.

 

Kısmi siyasetten kastınız nedir?

2010’da Kayseri Ticaret Odası’nda meclis üyeliği yapmıştım. Buna kısmi siyaset diyorum çünkü tam siyasi odağı olmuyor, biraz daha esnaf odaklı bir çalışmaydı. Ama sonrasında tam, siyasi bir partinin belediye meclis üyesi olarak işe başladım. Şimdi İYİ Parti’de aynı görevlerime devam ediyorum.

 

Neden iyi parti?

1.3 MHP: Milliyetçi Hareket Partisi’nde biz aslında çok güzel bir çalışma ortamı gerçekleştirdik. Fakat biliyorsunuz Meral Akşener hanımefendinin başlatmış olduğu bir delegasyon vardı. Bu delegelerden almış olduğu nerdeyse 4’te üçlük bir imzayla bu seçimlerin iptaline giden bir süreç yaşadı Türkiye.    Bu sürecin sonunda biz asli görevlerimizi bitirdik. Meral hanımın açmış olduğu bu yolda yanında olmayı ben Milliyetçi Hareket Partisi’nden sonra bir ülkücü olarak etik ve doğru buldum. Şehrimde de bunun analizleri ortada ilk seçimlere girdiğimizde de yerelde yüzde 32’ye yakın Millet İttifakı olarak da bir oy aldık. Dolayısıyla doğru kara verdiğimi düşünüyorum. Ülkücüyüm doğal olarak Kayseriliyim. Kayseri’yi seviyorum iktidarla birlikte yol yürüyemediğimize göre iktidarı en azından bizi ayna şeklinde görmesi için bir yerde olmamız lazım. Bununda İYİ Parti olduğu kanaatindeyim. Aşağı yukarı ikinci yılımı doldurdum. İlk başladığım günden ve bugüne gelen süreçte genel başkanımızla birkaç görüşmem oldu. Teşkilatımızla görüşmeleri sık sık oluyor. İnanın başladığım günden farklı duygular içerisindeyim. Türkiye’ye hizmet edecek bir partinin bir ferdiyim.

 

Siyasi ittifakları ve konumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 3. Bir ittifak ortaya çıkar mı?

Ben birisini Cumhur İttifakı olarak görüyorum, Cumhur İttifakı artık gözünü karartmış tamamen Tayip Erdoğan 2023 adayımız diyecek kadar öngörülü davranıyor. Belki siyaseten doğru gibi görünse de ben siyaset 24 saatte çok şeyin değiştiği bir yaşam alanı diye düşünüyorum. Bu anlamda orada yer alamayan Millet İttifakı ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi ile İYİ Parti’nin kurmuş olduğu ittifakın ikinci bir ittifak olduğu, fakat buna sonradan bir mektuptu bir açılımdı. Bir süreçti diye başlayan daha doğrusu İYİ Parti’nin etki alanında olmayan bir PKK’yla birleşim içerisinde olmayacağımızı Genel Başkanımızın net ifadesidir.  Yani, ‘HDP nedir diye sorulduğunda PKK demiştir’ net çizgisini ortaya koymuştur.

Üçüncü ittifak olacaksa da onların bildiği konu bizi çok ilgilendirmeyen bir süreç diye düşünüyorum. Çünkü Genel Başkanımızın bu konuyla ilgili bizlerin bile konuşmasını çok uygun bulmayacağını düşünüyorum. Niye “nokta” dedi koydu. Nasıl sayın Devlet Bahçeli “Cumhur İttifakı’nın içineyiz nokta” dedi, Genel Başkanımızda biz Millet İttifakı’nın içindeyiz üçüncü birleşim kendilerinin sorunu HDP bizim için PKK’yla eşittir” dedi noktaladı.

 

Ekonomik koşullar ve pandemi sizce Türkiye''de ve Kayseri''de nasıl bir tahribata yol açtı?

Bu iş aşağı yukarı 360 370 gün önce Türkiye’ye girdiği anda, Türkiye aslında hem biliyor hem de hiçbir hazırlık yapmayan bir ülke konumundaydı. 1 TL’lik maskeyi kendisi dağıtamadığı gibi 50 TL’ye 50 maskeyi satmak isteyene de terörist gibi davrandı. Yani bu hastalığın çok bulaşıcı olduğunu bilmesine rağmen bir maskeyi dahi toplumuna sattırmayan, daha doğrusu kara borsaya çıkar algısından korkusundan kaynaklı kendi de üretemedi.

Basit bir örnek gibi görülüyor ama o tarihte maske yerine insanlar için ağızına yüzüne birtakım atletler kaşkoller sararak sokaklarda dolaştığımız bir Türkiye’den bahsediyoruz bu yüzyılda. Dezenfektanlara gelince bütün siyasi liderler bunu ifade ediyor ama vatandaş nerden alacağını bilmiyor. Çok şükür ki kolonya buna eşdeğerdir denildi de kolonya sektörünü canlandıran ama diğer sektörlerin hepsini boşaltan bir duruma dönüştü. Ben diyorum ki, Türkiye aslında belki bu konuya hazır değil ama dünyanın birçok ülkesinde de bunlar hazır değildi. Onların yaşadığı sıkıntıların bazılarını biz de yaşadık. Elektrikte suda vatandaş evinde iken kapalı bunlara bir belediye olarak destek veremedik.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin idare ettiği bir şehirden bahsediyorum. Örneği de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimleri kazanıp idare ettiği Gaziantep’ten vermek istiyorum. Gaziantep Belediyesi tuttu vatandaşlarına 1000 TL 750’şer TL belediye desteği verirken biz burada maske dağıtamadık, Dezenfektan dağıtamadık.  Su fiyatlarında yüzde 50 indirim yapamadık. Ticari esnaflarımıza da gelince, tabi hükümet bu hastalığı anlatınca bu bulaşıcılığı anlatınca “kapatacaksınız” dedi. 2 gün dedi 1 gün dedi 3 gün dedi 4 gün dedi her neyse ama hiçbirinin evine ulaşan gerçek ihtiyaçlarını 4 günlük beş günlük giderebilen veya günü birlik kazanan ticaretini günü birlik kazanıp evinde geçimini sağlayan vatandaşlarımıza da dokunamadı.

Buda aslında hükümetimizin bütçesinin ne kadar boş olduğunu belediye bütçelerimizin bazı şeylerde ne kadar hoyratça harcandığını, kara gün için bir bütçesinin olmadığını gösterdi. Tabi ki bunlar bizi üzdü. Bunlar üzerinden siyaset yapmak işimize gelmedi. Fakat bu tür vatandaşlarımız bize ulaştığında ‘bunlar son noktamız yani artık tahammülümüzün bittiği yer dediğinde’ inandırıcı gelmedi hükümete ama boşanmalar ekonomikti, intiharlar ekonomikti, cinayetler artık ruh sağlığının bozulduğu bir ortamdı. Bütün bunları birleştirince çok başarılı bir karnemizin Türkiye olarak olmadığını görüyorum. Hazırlıksız yakalandığı için saygı duyuyorum konularda, hoşgörülü davranıyorum. Ama bugünden sonra bu ülkede işçi çıkaramazsınız politikası bitti kısa çalışma ödeneği kalktıktan sonra göreceksiniz denildi. Türkiye de çok kişi işinden olacak. Şimdi ilk adımları ücretsiz izine gönderme olacak. Korkuyorum bir ay ramazan ve hemen akabinde işten çıkartmalar olabilir. Bu da ekonomik karnemiz.

 

Kayseri''de belediyecilik ne durumda? Diğer büyük şehirlerle kıyaslama yapılırsa hangi konumdayız?

Ben mesela Kayseri belediyeciliğinde bütçenin olmadığını bir önceki dönemde belediye meclis üyesi olduğum için biliyorum. İlçelerde para yok güzel bir politika ürettiler. Yüz ellinci yılda 150 proje dediler. Yani hem bütçede para yok hem de böyle bir ifade evet bu Adalet ve kalkınma Partisi adaylarına yakışır. Çünkü vatandaşlar 25 yıldır bu belediye başkanlarını görüyor. Yaparsa bunlar yapar demişler ve belediye başkanları bunun hemen akabinde de gönül belediyeciliği diye bir ifade koydular. Para yok ya oradan tutturamazsak gönül belediyeciliği yaparız dediler.  Fakat ben belediye başkanlarımızı sahada da görmüyorum. Kayseri başka şehirlere göre burada kendilerinin anlattığına bakınca biz hakikaten bu yüzyılın en muhteşem şehriyiz.  Ama ben bazen Maraş’ta, Konya’da, Bursa’da, İzmir’de, Diyarbakır da olurum.  Rıfat Bey bilmem ne anlatırlar ama buraların bizden de gelişmiş olduğunu ben görüyorum. Gezen vatandaşlarımızda en az benim kadar görüyorlar. Her belediye zaten arsa satışlarından elde ettiği, devlet ödeneklerinden vergi olarak aldığı haklarla çok ciddi bir bütçesinin oluşturuyorlar. Bunu hangi Mehmet ağayı oraya koysan oda bunun bir kısmını mutlaka yapar. Bu parayı harcamanın tek yolu vatandaşa yoldur, asfalttır, ulaşımdır, sağlıktır şudur budur. Kayseri belediyesi vergi ödemesinde on birinci bir şehrin belediyesi. Bunu başka şehirlerle mukayese etmemize gerek yok.  Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’yle mukayese etmek istemiyorum Kayserimizi ama Antalya’da bizden çok iyi bakın bugün. Cumhuriyet Halk Partisi’nde İstanbul bizden çok mu geri ki? Bugün Ankara Cumhuriyet Halk Partisi’nde, İYİ Parti’de bir Kayseri belediyesi olmuş olsaydı emin olun en asgari Ankara, Antalya düzeyinde halka hizmet eden dokunan bir duyguda olacaktık.

Dolayısıyla ben Kayseri belediyelerimizin vermiş olduğu seçimlerdeki sözlerinin yerine gelmediğini belediye meclis üyesi olarak görüyorum. Mutlaka yaptıkları da var onları bana anlatmasınlar asli görevleri önümüzdeki günlerde bu daha da böyle belirgin olacak. Bu sene pandemiye sığındılar, pandemi vardı çıkamadık yapamadık dediler. Aslında evlere iaşe bile gönderemediler kayda değer maske bile dağıtamadılar ve bugünden sonra pandemi kalkarsa ortadan ben belediyelerimizin hala çok ciddi borçlu bu borcu döndürebilir kabiliyetlerinin azaldığı ve hizmet konusunda bir bütçe oluşturamadığı noktasında kaygılar çekiyorum. İyi bir belediyecilik örneği demeyim ben buna ama çokta eleştirip yıkmak istemiyorum. Neticede onlarda bir şeyleri doğru yapalım derken bir pandemi geldi.

 

Hızlı tren, otoban Kayseri’nin yanı başından geçip gidiyor. Kayseri siyasetin nabzında iyi temsil edilemiyor mu sizce?

Rıfat Bey güzel bir soru siyasette bir meclis üyesi ve Kayserili ticaret adamı olarak ben buna cevap vereyim. Aslında bunu milletvekili bazında cevaplamaları daha doğru olur. Çünkü onların plan bütçede hazırladıkları rakamlar zaten önümüzdeki 5 yıllık 10 yıllık karnelerimiz. Ankara’da devlet planlama teşkilatından bir arkadaşımız bir yemekte dedi ki, Kazım bey siyasetle uğraşıyorsunuz Kayseri ne yapıyor demişti. 4-5 yıl oluyor buna gayet iyi çalışıyorlar demiştim. Dedi ki plan bütçede sizin Kayseri milletvekillerinin talepleri gelmedi, gelmiyor. Bu ne demek dedim “önümüzdeki 10-15 yılda yoksunuz dedi” İnanamadım Kayseri’ye geldim basın aracılığıyla bu ifadeyi kullanmıştım.  Gördüm ki Rıfat bey Kayserimizin Abdullah Gül isimli bir cumhurbaşkanı olunca halkımızda beklenti yükseldi.  Grup başkanları Adalet ve Kalkınma Partisi’nde milletvekili sayısı fazla olunca umutlandı.  Tabi ki bu arkadaşlarımızın asli görevi Türkiye’ye hizmet etmek bir sonraki adımda da Kayseri’ye hizmet alabilmek. Ben bu planlama teşkilatlarında hala gördüm ki Abdullah Gül sonrasında Kayseri’yle ilgili hiçbir plan alınmamış. Örnek Niğde’ye kadar otoban geldi tabi ki gelecek bir şehrimiz Adana’dan Ankara’ya otobanlar yapılıyor ama Kayseri’ye çift yolu sanki daha ne istiyorsunuz gibi anlatıyorlar. Hatta kısa bir süre önce sayın bakanımız açıklama yaparken buradan Kırşehir’e kadar gideceksiniz Kırşehir’e gelmeden Petlas’a döndüğünüzde otobana bağlanacaksınız. Oradan Ankara’ya gideceksiniz. Oradan oraya girmeye gerek yok zaten Ankara’ya da 150 kilometre kalmış oraya da biz devam ederiz tekrar yolu uzatmaya gerek yok denilecek.  80 TL’de para ödeniyor zannediyorum o otobana.

Bu durumda bir Kayseri oluşturuldu. Hızlı trenlerle ilgili bütün seçimler de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin milletvekilleri sanki bir flama gibi “hızlı tren gelecek gelecek” dedi. Biz demedik kendileri dediler. Bugün hızlı tren plan bütçede alınmamış bütçesi ayırt edilmemiş sadece Ankara’dan Sivas üzeri giden yerden Yerköy’e Kayseri’ye kılçık atılacak. Otobanda kılçık atacaksınız, hızlı trende kılçık atacaksınız ama vergi tahsilatına gelince on birinci sırada vergisini alacaksınız.

Bu dedim nasıl bir şehir sonra ben muhtemelen bir şey çizdim kafamdan sayın Abdullah Gül Kayserili. Abdullah gülden dolayı sanki burası cezalandırılıyor. Bana öyle geliyor bununda örneğini ver derseniz Abdullah Gül adını taşıyan dördüncü üniversite kuruldu. Ama bir türlü faaliyete geçmedi kayda değer.  Nuh Naci Yazgan Üniversitesi özel olmasına rağmen hareketlendi ama devlet yatırımı olan Abdullah Gül Üniversitesi’nin hala inanın lojmanları yok. 1-2 fakülte birimi açıldı ama harici bir uygulama yok. Yani ismini değiştirin bari de devlet üniversitesi olsun. Abdullah Gül’e karşı bir kızgınlığım da değil bu benim. Devlet yatırımını alsın diye ifadede bulundum. Ama buna cevap veren siyasilerde olmadı. Ben bunu görüyorum.

Kayseri şu anda Adalet ve kalkınma Partisi’nin son dönemdeki hamleleriyle grup başkanı ve tekrar genel başkan yardımcısı görevi verilerek yani geri planda görev verilerek yani bir bakanlık seviyesinde bir görev değil biliyorsunuz. Hala bence Kayserili cezalandırılıyor. Vergi öderken ödüyoruz ama otoban ve hızlı trene gelince hep avutuluyoruz. Ama sizler aracılığı ile şunu da söyleyelim. Kayseri bunu hak ediyor. Her seçimde yine Adalet ve Kalkınma Partisi’ne güçlü bir oy veriyor. Bir kez farklı bir oy verse, örnekleri var bazı şehirlerde hizmet nasıl gidiyor. Bakın bugün İstanbul’a devlet hizmetleri nasıl gidiyor. Belediye eliyle değil ama devlet eliyle nasıl hizmet rakamları gündeme geliyor. Ankara’da da aynısı yapılıyor. Devlet yapıyor diye söylüyorum. Bir kez de Kayseri bunun tersini yapsa devlet yatırımları gelecek. Ama siz 10 vekilin 8’ini sürekli verirseniz. Vatandaş bizi seviyor takdirde ediyor diyor. Hatta Genel Başkanlarından bütün bakanlarına kadar Kayseri’nin kalenin surunun orada açıklama yapıyorlar. Hızlı tren gelecek. Tramvay yerin altına aldırılacak denileli üzerinden 5-6 yıl geçiyor ama devlet yatırımı hala gelmiyor Kayseri bence hala cezalandırılıyor.

 

Siyasi parti kongreleri bir bir gerçekleşiyor? Erken seçim olur diyor musunuz? Erken seçim ne getirir ne kaybettirir?

Seçimler ülkeye bir yüktür. Aslında iyi gidiyorsa siyasi konjonktür tekrar seçim yapmak bence çok ciddi, milyar dolarlara tekabül eden paralar demektir ve birçok insanın da işini gücünü bırakıp siyaset konuşması veya siyasilerin miting yapıyor edasında birçok şehrimizi işgal etmesidir. Yani bunun süresi 5 yılsa 5 yılda yapılmalıdır. Rifat bey seçim bazen bunu gerektirir bazen de eğer seçilen parti ekonomik anlamda ülkeyi taşıyamıyorsa, siyasi anlamda hakikaten tıkıyor ise bu da kaçınılmaz bir sondur. Geldiğimiz bu anayasa değişikliği ile ya sayın Cumhurbaşkanının tek taraflı olarak seçim istemesi gerekli ya da Meclis çoğunluğu ile talep etmesi gerekli bu iki çoğunlukta şu anda Cumhur İttifakının elindedir. Sadece ekonominin iyi gitmediği için Sayın Genel Başkanımız bütün ilçelerde gezilerde vatandaşı dinliyor ve kamuoyu ile de paylaşıyor. Biz görüyoruz ki çok memnun oldum diyen hiç yok. Memnunum diyen belki olabilir ama memnun değilim insan sayısı çığ gibi büyüyor. Bu bir erken seçim talebidir. Ama Sayın Genel Başkanımızın veya farklı bir siyasi partinin talebi ile olması mümkün değil. Seçim bana göre kaçınılmaz gibi duruyor ama bu kaçınılmazı hükümet hangi noktada çaresiz kalıp artık isteyecek. Ya tamamen oy oranlarını sıfırlar boyuta gelirken mecbur kalıp isteyecek. Ya da bir hesapları var bakacak şu partiyi ittifak içerisine alır mıyız? Bunlar bize destek verir mi veya bir partiyi siyasi arenanın dışına attık onların oyu bize gelir mi? Hesabını yaptığında baktı ki doğrular kendini tekrar bir dönem daha seçtiriyor. Bunu da legal anlatabilir. Çıkar derdi seçim diyordunuz buyurun size seçim diyen bir siyasi lideri de ortaya gelebilir. Seçim bir yıl öncesine kadar anayasal değişiklikler yapılıncaya kadar Meclis’te alınacak bir kararla yapılabilir.  Bu da önümüzdeki yıl bir seçimin yapılabileceğini işaret ediyor bana.”

PAYLAŞ
GÖNDER
×