Reklamı Kapat

HUNAT HATUN’UN “BÜYÜK PİŞMANLIĞI”NI BİLİYOR MUSUNUZ?

HUNAT HATUN’UN “BÜYÜK PİŞMANLIĞI”NI BİLİYOR MUSUNUZ?

Hunat Hatun’un kabir kitâbesi çok muhteşemdir...

  Fakat kitâbeye tam olarak vakıf olabilmek için Hunat Hatun’un öncelikle kısaca hayatını, yaşadıklarını bilmemiz gerekir.

Ancak bu şekilde satırlarla olaylar arasında bir köprü olup bağ kurabiliriz.

    Şöyle ki...

   Alâeddin Keykubâd Kayseri Meşhed ovasında bulunan (şimdiki Kayseri Şeker Fabrikası arazisi ) Keykubâdiye sarayında Alanya’ya bir sefer kararı alır.

  O dönemde Alanya Kalesi ise

Kyr Vard adında bir Rum tekfurun elindedir.

  Selçuklu Ordusunun yaklaşması ile korkuya kapılan Kyr Vard derhal temasa geçerek bir anlaşma ister.

Buna göre kendisinin ve halkının hayatı teminat altına alınacak, kendilerine Akşehir yakınlarında bir yer verilecek ayrıca kızı Destina ile Sultan Alâeddin Keykubâd da evlenecektir.

Anlaşma taraflarca kabul edilir.

  Saraya gelen Destina yani Hunat Hatun, ne yazık ki  hiç ön plana çıkamaz.

Buna neden muhtemeldir ki “Hristiyan” oluşudur.

  Bu dönem kendini sarayda göstermek için bir hamam bile yaptırır.

(Hunat Hamamı,

Hunat Külliyesi’nden çok daha önce yapılmıştır.Hamam yapıldığında ne cami, ne de medrese vardı.)

  Tam da bu dönemde doğudan Moğol tehlikesi başgösterir.

Bunun için güneydoğu sınırlarının güvenliğini sağlamak için Sultan Keykubâd, o bölgeye hakim Eyyübîler ile temasa geçip dostluk kurar.

  Bu dostluğu pekiştirmek için  Eyyübî Sultanı Halife Melik Adil’in kızı, Selâhaddin Eyyübî’nin de yeğeni olan

Melîke Adiliyye Hatun (Gâziye Hatun) ile evlenir.

  Dönemin meşhur tarihçisi İbn Bibi, eserinde Hunat Hatun’un saraya gelin gelişini iki satır ile geçiştirirken, Kayseri Çifte Kümbet’te yatmakta olan Melîke Adiliyye Hatun’un düğününün ihtişamını, sayfalarca anlatır.

Çeyizleri...

Kalınları...

Düğün alayını...

Kayseri’ye nasıl geldiğini...

Kayseri halkının sevgi gösterisini detaylıca anlatır.

  Tüm bunlar bile Hunat Hatun’un sarayda o dönem ne denli vasıfsız bir konumda olduğunu göstermekteydi.

  Üstelik Sultan Keykubâd bir de kendisinden sonra veliahd olarak Hunat Hatun’un oğlu II.Giyâseddin Keyhüsrev’i değil, Halife kızı Melîke Adiliyye Hatun’un oğullarından II.İzzeddin Kılıçarslan’ı taht varisi olarak tayin etmişti.

  Tam da bu dönem Saadettin Köpek kendi şahsî hırslarını hayata geçirmek için harekete geçmiştir...

Tüm amacı ve ihtirası devletin başına kendisinin geçmesidir.

Saadettin Köpek bunun için kiminle temas kuracağını da çok iyi hesaplamıştı ;Hunat Hatun !

  Hunat Hatun sarayda konumunu güçlendirmek, oğlunu tahta çıkarıp kendisinin de “valide sultan” olabilmesi için bu oyunun bir parçası olur.

  Aslında o da hırslarına yenik düşmüştür.

  Kayseri’de Meşhed ovasında yapılan Ramazan Bayramı şenliklerinde düğmeye basılır !!!

Alâeddin Keykubâd zehirlenmek suretiyle öldürülür.

(1 Haziran 1237)

  Ardından Saadettin Köpek ve ekibi devletin önemli makamlarında bulunan kişileri teker teker ya öldürtür ya da baskılarla sindirerek kaçmak zorunda bırakır.

  Melîke Adiliyye Hatun’da bu kargaşadan nasibini alır.

Tutuklanarak Ankara Kalesi’ne gönderilir ve hemen orada boğularak öldürülür !

(Cenazesi uzun yıllar sonra, kızları tarafından yaptırılacak olan Kayseri-Çifte Kümbet’e getirilecektir.)

Adiliyye Hatun’un çocukları ise İsparta yakınlarındaki Uluborlu kalesine gönderilir ve bir süre sonra onlar da boğularak öldürülürler.

  Saadettin Köpek ve ekipi tarafından Hunat Hatun’un oğlu II.Giyâseddin Keyhüsrev 16 yaşında  Selçuklu Devleti’nin başına geçirilir.

  Fakat...

  Hunat Hatun’un “valide sultan” olabilmesi için sıkıntılı bir durum vardır; “Hristiyan olması !”

  Bu durumu oğlu II.Gıyâseddin Keyhüsrev’in başa geçer geçmez Bizans Kralı Boudouin’e yazmış olduğu mektuptan anlıyoruz;

“ Babasının öldüğünü, kendisinin devletin başına geçtiğini, babası Alâeddin Keykubâd’ın çok adil ve hoşgörülü biri olduğunu, ölene kadar annesininin dinine asla dokunmadığını” yazar.

  Hristiyan biri devletin en tepesinde asla görev alamaz, bulunamaz,hele valide sultan hiç olamazdı.

Bundan dolayı Hunat Hatun “siyaseten” hemen İslamiyet’i seçer !!!

   Aslında Hunat Hatun, ne bu konuma gelirken ne de ardından gelişen entrikalardan hiç haberi yoktu.

Nasıl bir oyunun içinde olduğunun ve bilmeden kimlerin maşalığını yaptığının asla farkında değildi.

Tek arzusu, belki de hırsı oğlunu sultan, kendisini de valide sultan yapabilmekti...

  Ancak...

  Bir süre sonra bütün dönen entrikaları öğrenmeye başlar...

İhanetleri, iki yüzlülükleri, Saadettin Köpek ve ekibinin asıl hedeflerini... Onlara bilmeden, istemeden nasıl hizmet ettiğinin ağır ağır farkına varır...

Büyük pişmanlıklar duyar...

Büyük üzüntüler yaşar...

Fakat olanlar olmuş, bir çoğu için de artık çok geçtir !

  Bu uyanış bundan sonraki tüm hayatını değiştirir !

Başta siyaseten kabul ettiği İslamiyeti artık samimi olarak yaşamaya başlar.

  Devlet işlerinden elini eteğini tamamen çeker.

  Her fırsatta vaktini şeyhi olarak gördüğü Tekke Dağı’ndaki Turhasan Veli’nin dizinin dibinde geçirir.Bazan dağdaki tekkede bir iki ay kaldığı olur.

  Önce sürekli gittiği Turhasan Velî’nin dağdaki tekkesini imar eder.

Artık kendisini bütünüyle din ve  hayır işlerine adamıştır.

  Alâeddin Keykubâd’ın yapımına başladığı ancak ölümü ile ne yazık ki bitiremediği cami ve külliyeyi yani Hunat Camii ve Hunat Medresesi’ni kendi ismiyle tamamlar.

  Ayrıca külliye içine kendisi için bir de “türbe” yaptırır.

  Muhtemelen türbedeki kabir kitâbesini de  daha kendisi hayatta iken yazmış ve hazırlattırmıştı.

  İşte bu muhteşem

“Kabir Kitâbesini” okurken, tüm bu yaşananlardan kaynaklanan pişmanlıklarını, kendisini aklama kaygılarını, hayırseverliğini,halkın kendisine olan duygularını hissetmenizi sağlama telaşı içinde olduğunu sizler de derinden hissedersiniz.

         
KABİR KİTÂBESİ

“-Bu kabir Keykubâd oğlu, dünya ve dînin koruyucusu merhum  Sultan  Gıyâseddin Keyhüsrev’in annesi, namuslu, saadetli , şehîde , takvâ sahibi, ibadet ehli, dindar,mücadeleci, korunmuş, adalet sahibi, dünyada kadınların sultanı, iffetli, temiz, çağının Meryem’i, zamanın Hatice’si,maruf dost, binlerce mal sadaka veren, din ve dünyanın yüz akı, hanımefendi Mahperi Hatun’undur.

  -Allah Cümlesine Rahmet eylesin.”

     Türbede kendisinde başka II.Gıyaseddin’in kızı yani Hunat Hatun’un torunu “Selçukî Hatun” da yatmaktadır.

...........................................

Mustafa Cingil

08/12/2019 Pazar

“TARİH PAZARI” sayfam;

https://www.facebook.com/tarihpazari

#tarihpazari

.............................................

Kaynakça;


•II.GIYÂSEDDİN KEYHÜSREV VE DEVRİ

  (Prof.Dr.Nejat Kaymaz)

•SULTAN I.ALÂEDDİN KEYKUBAD DEVRİ, TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ  SİYASİ TARİHİ

  (Doç.Dr..Emine Uyumaz)

•SELÇUKLULAR ZAMANINDA TÜRKİYE

  (Prof.Dr.Osman Turan)

•EL EVAMİRÜ’L –ALA’İYE Fİ’L-UMURİ’İ ALA’İYE

  ( İbn Bibi )

PAYLAŞ
GÖNDER
×